Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Cumhuriyet Gazetesi Başyazarı ve Yayın Kurulu Başkanı İlhan Selçuk ile Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Ferit İlsever, İP Genel Başkanı Doğu Perinçek ile İstanbul Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu'nun da aralarında bulunduğu bir grup gazeteci ve aydının gözaltına alınmasını kınadı.
Gözaltıların, Ergenekon soruşturması kapsamında yapıldığının ifade edildiği belirtilen TGS açıklamasında şunlara yer verildi: "Her şeyden önce kamuoyunun bilme ihtiyacını duyduğu konu; Ergenekon soruşturmasının bağımsız yargı tarafından mı yürütüldüğü, yoksa siyasi iktidarın talimatlarıyla mı yönlendirildiğidir. Çünkü siyasi iktidarın yetkilileri, Ergenekon soruşturmasını sahiplenmekte, bu oluşumun kendi dönemlerinde ortaya çıkarıldığını iddia etmektedirler. Hal böyle ise siyasi iktidarın, “adil yargılamayı etkileme” suçunu işlediği de iddia edilebilir. Bağımsız yargının uygulamalarına hiç kimsenin bir sözü olamaz. Yargı ihtiyaç gördüğü her durumda soruşturma ve inceleme yapabilir; herkesin ifadesine başvurabilir. Bağımsız yargının vereceği her karara saygımız sonsuzdur. Fakat bugünkü gözaltılar yöntem itibariyle bize ne yazık ki 12 Mart dönemindeki Ziverbey Köşkü soruşturmalarını anımsatmıştır. Ancak o dönemden bugüne değişen tek husus; Ziverbey Köşkü’nün 'Avrupa Birliği standartlarına' uyumlu olarak yeniden açılmış olmasıdır. Bağımsız yargı, devlet içindeki gruplaşmaların siyasi çekişmelerine alet edilmemelidir. Medya da siyasi çekişmelerin aracı haline getirilmemelidir. Siyasi iktidar, iktidar gücünü kullanarak, tek yanlı ve tek merkezli yayıncılık yapılmasını zorlamaktan ve bağımsız medya kuruluşlarını baskı altında tutmaktan vazgeçmelidir."
TGC: 83 yaşındaki Selçuk'un sabaha karşı gözaltına alınmasını anlamış değiliz
Bağımsız Türk yargısının, ihtiyaç duyduğunda her Türk vatandaşını gözaltına alarak yargılayabilme hakkına sahip olduğunu vurgulayan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti de, yargının bu hakkına saygı duyduğunu vurguladığı açıklamasında şunlara yer verdi: "Ancak, özellikle kim olduğu bilinen, adı Türkiye'nin en eski yayın organı Cumhuriyet ile özdeşleşen, yaşamı evi ile gazetesi arasında ve iki resmi koruma eşliğinde geçen 83 yaşındaki gazeteci İlhan Selçuk'un evinin basılarak, sabaha karşı gözaltına alınmasının gereğini anlamış değiliz. Hrant Dink davası zanlılarına karakolda bayraklı pozlar verdirildiği görüntüler hafızalarda çok taze duruyor. Bunu hatırlayınca, İlhan Selçuk'a gösterilen muameleyi anlamakta daha büyük güçlük çekiyoruz. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin bağımsız Türk yargısına güvenini bir kez daha anımsatmak isteriz... Konunun takipçisi olacağımızı duyururuz..."
'Sonra oturup ağlamasınlar'
Cumhuriyet Gazetesi Başyazarı ve Yayın kurulu Başkanı İlhan Selçuk, 40 saatlik gözaltı ve 9 saatlik ifadesi sonrası önceki akşam adliyeye sevk edildi. Orada saatler süren ifadesi sonrası dün sabah serbest bırakıldı. Selçuk, 'Sonra oturup ağlamasınlar' başlığıyla kaleme aldığı 14 Mart 2008'deki yazısında, "Başbakanın dengesizliği ortalığı allak bullak ediyor, sapla saman birbirine karışıyor, siyasetin karnı neredeyse burnuna değecek, hamilelik sancıları bir şeylere gebeliği pompalıyor... Evet, bu gidişle bir şeyler olacak...RTE 14'üncü Louis gibi 'devlet benim' dedikçe Türkiye'nin dengeye girmesi, ortalığın sakinleşmesi ve normalleşmesi olanaksız... Ya RTE anayasaya ve yargıya 'sokaktaki adam' gibi saygı gösterecek... Ya da 14'üncü Louis olmadığını RTE'ye anımsatacak ve öğretecek bir hesaplaşmaya hazırlıklı olalım... Aklın bir başka yolu yok..." ifadesine yer vermişti. Cumhuriyet, İlhan Selçuk'un gözaltına alındığı, evi ile gazetedeki odasında polis aramasının yapıldığı cuma günü, 'Sonra oturup ağlamasınlar' yazısını internetteki sayfasında birkez daha yayımladı. Selçuk'un Cumhuriyet'in 2. sayfasında yayımlanan 'PENCERE' adlı köşesi de gözaltı süresince boş yayımlandı.
İskenderun CHP yönetimi de, Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Akın Bodur'u arayıp, Cumhuriyet Gazetesi Başyazarı ve Yayın Kurulu Başkanı İlhan Selçuk'un gözlem altına alınmasını şiddetle kınadığını bildirdi. Yönetim sözcülüğünü üstlenen CHP YK üyesi Şükrü Kanat, "Bu operasyonu, cumhuriyet değerlerini yok etmek için yapılan girişim olarak görüyor ve kınıyoruz" dedi. Gözlemaltıları 'gözdağı' olarak niteledi ve kınadığını belirten Madenli Yardımlaşma Derneği Sekreteri Gazi Ali Tümkaya ile Mimarlar Odası Hatay Şube yöneticisi Cahit Top, mali müşavir Jorj Basus, İskenderun SHP yöneticileri de Bodur'a, aydın ve demokratlara yönelik bu tür yaklaşımların birleştireceği mesajını iletti.
Ulusal Kanal Hatay Temsilcisi Hüseyin Güler de, gözaltılarını kınadığı yazılı açıklamasında, "Böyle bir tertibin olacağı zaten bekleniyordu. Hükümete yakın Zaman Gazetesi ve Yeni Şafak Gazetesi önceden bu senaryoyu yazmışlardı" görüşünü belirtti. Gözaltıları 'tertip' olarak niteleyen Güler, açıklamasında, tertibin arasında Amerika ve hükümetin bulunduğunu ifade etti.