İskenderun 2. Organize Sanayi Bölgesi'nin Ormanda Yapımına Devam
Tarih: Wednesday, July 11 2007 @ 11:05:36 EEST
Konu: Ekonomi




Yapımına başlanan İskenderun 2. Organize Sanayi Bölgesi'nin (OSB) 'ormanlık alan' gerekçesiyle itiraz eden ve mahkemenin ağaç kesimi ile sanayi bölgesi çalışmasını durdurduğu dosyada, yerel mahkemenin kararını 'OSB yapımına devam' olarak verildi.


Dosya kapsamında yerinde keşif yapan bilirkişilerden orman yüksek mühendisi Hasan Basri Emekyapar, bölgenin yüzde 4-5 eğimde olduğunu belirttiği raporda, 'orman sayılmayan yerlerden olduğu görüş ve kanatine varılmıştır' diye yazarken, jeoloji mühendisi Uğur Bedir de, bölgedeki eğimin yüzde 13 ila 15 arasında olduğunun altını çizdi 'kısmen orman örtüsü ve sazlık-bataklık-göl alanı olan, yüzeyde tatlısu, yeraltı ve yerüstü kaynağı ve orman niteliğindeki toprağı nedeniyle yürürülükteki mevzuatlar çerçevesinde korunmaya değer olduğunu' belirtti.

İki raporu inceleyen İskenderun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi ise, İSDEMİR'in yaptığı itirazı red edip, OSB yapımına devam edilmesini, daha önce verilen ihtiyat-i tedbir kararının (yürütmenin durdurulması) da kaldırılmasına, karar verdi. 810 dönümlük deniz kenarındaki arazinin tapuya İSDEMİR adına tescil edilmesi yönündeki istemi de red eden mahkeme, karara temyiz yolunun açık olduğunu da bildirdi.


Aynı keşifte farklı iki rapor


İSDEMİR'in yaptığı itiraz üzerine İskenderun OSB yapımını durduran mahkeme, Hatay Valiliğinin itirazı üzerine bölgede keşif yapma kararı aldı. Bilirkişi olarak görevlendirilen ve mahkeme heyetiyle bölgeye giden ve kayıtlar üzerinde de inceleme yapan orman yüksek mühendisi Hasan Basri Emekyapar ile jeoloji mühendisi Uğur Bedir, hem bölgenin eğimi konusunda, hem de bölgenin özelliği ve korunması açısından farklı içerikli rapora imza attı.


'Fıstık çamı, Kızılçam ve Okaliptüs sonradan dikilmiş'


Parselin arazi meyil ortalamasının yüzde 4 ila 5 olduğunun altını çizen bölgenin 5.912 metrekarelik alanının kızılçam ağaçları ile kaplı olduğunu, 13.278,20 metrekaresinin mesire yeri, 48.978,35 metrekarelik alanın gölet, 717.941,45 metrekarelik alanının ise okalüptus ve fıstıkçamı dikili olduğunu, bölgede açık alan ila bataklık alanın da bulunduğunun tespit edildiğini vurgulayan orman yüksek mühendisi Hasan Basri Emekyapar, raporunda şunlara yer verdi: "...Geçmişi orman olmayan nizalı parsel içerisinde; sonradan dikilmiş bulunulan kızılçam ağaçlarının bulunduğu alanın 5912.00 m2 olması (3 Hektardan küçük olması) nedeniyle orman sayılmayan yerlerden olduğu, yürürlükte bulunan orman yasalarına göre; okaliptüs ağaçları ile fıstık çam ağaçlarının orman ağacı olmadığı, bu nedenle okaliptüs ağaçları ve fıstık çamı ağaçlarının ve fidanlarının bulunduğu alanların orman sayılmayan alanlardan olduğu, makilik alanların bulunduğu yerlerin arazi meyil ortalamasının yüzde 4-5 olması ve toprak muhafaza karakteri taşımayan yerlerden olması nedeniyle orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlendi. Fiili durumu belirlenen nizalı yerin hukuki durumu da incelendi. Yapılan tespitlerde nizalı parsel ve civarında arazi kadastro çalışmalarının yapıldığı, geçmişte bu alanların tümünün orman alanı olmadığı, bu alanda bulunan fıstık çamı, kızılçam ve okaliptüslerin orman olmayan bu alanlara sonradan dikilmiş olduğu belirlendi. Nizalı parselin bulunduğu alan yapılan arazi kadastro çalışmalarında nizalı parselin Azganlık beldesi mülki hudutları dahilinde kalmakta olduğu tespiti yapıldı. Bu parselin Orman Kadastro çalışmaları ise Karayılan beldesi orman kadastro çalışmaları ile birlikte yapılmıştır. Nizalı parsel ve civarının orman kadastro çalışmalarını 31 nolu Orman Kadastro Komisyon Başkanlığı yapmıştır. Komisyon nizalı parsel ve civar arazilerin 6831 Sayılı yasaya göre Orman Kadastro çalışmalarına 25.08.1976 tarihinde başlamış olup, bu çalışmaları 1976 yılında bitirmiştir. Orman Kadabstro Komisyonu bitirmiş olduğu bu çalışmaları 4 Mayıs 1978 tarihinde askı ilanına çıkarılmış ve yapılan ilan neticesi orman kadastro çalışmaları kesinleşmiştir..."


'Devletleştirilip iadeye tabi olan yerlerden de değil'


Parselin 2/B uygulamasına da konu edilemeyeceğine dikkat çeken bilirkişi, orman yüksek mühendisi Emekyapar, 1/25.000 ölçekli arazi kadastro paftası ile onun memleket haritası ile 2000 yılında yapılan orman amenajman plan haritalarıyla çakıştırıldığını ve orman alanı olmadığının görüldüğünü belirttiği ve 4785 sayılı yasayla devletleştirilen ve 5658 sayılı yasa ile de iadeye tabi olan yerlerden olmadığının tespit edildiğini anlattığı iki sayfalık raporunda şunlara yer verildi: "...Nizalı parselin arazi meyil ortalamasının yüzde 4-5 olması, bu parselin 5912 m2.lik alanının kızılçam ağaçları ile kaplı olması, 13.278.20 m2.lik alanın mesire yeri olarak kullanılması, 48.978.35 m2.lik lanın gölet alanı olması 717.941.45 m2.lik alanın ise okaliptüs ve fıstıkçamı dikilmiş alan ile, çalılık-açık alan ve bataklık alan olması, nizalı parsel içerisine sonradan dikilmiş bulunulan kızılcam ağaçlarının bulunduğu alanın 5.912.00 m2 olması (3 hektardan küçük olması), yürürlükte bulunan orman yasalarına göre okaliptüs fıstık çamlarının orman ağacı olmaması, bu nedenle okaliptüs ve fıstık çamı ağaç ve fidanlarını bulunduğu alanların orman sayılmayan alanlardan olması, makilik alanların bulunduğu yerlerin arazi meyil ortalamasının yüzde 4-5 olması ve toprak muhafaza karakteri taşımayan yerlerden olması, 31 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından 6831 sayılı orman kanununa göre yapılıp askı ilanına çıkarılmış ve bu ilan neticesi kesinleşmiş bulunan orman kadastro çalışmaları sırasında orman sayılmayan alanlar içerisinde bulunması nedeniyle 6831 sayılı orman yasasının 2896 sayılı yasa ile değişik 1. maddesine göre orman sayılmayan yerlerden olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır."


'Bölge, doğal hayatı barındırıyor'


Mahkeme ile birlikte giden ve aynı süreçte inceleme yapan jeoloji mühendisi bilirkişi Uğur Bedir ise, bölgenin; yüzde 15'e varan eğime sahip olduğunu, ormanlık alan, göl ve sulak alanların bulunduğuna dikkat çekti ve 'korunmaya değer yer' yönünde rapor verdi. 2. OSB yapımı nedeniyle davaya konu olan bölgenin yayvan ve iğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlık alan, göl ve sulak alandan oluştuğunu vurulayan bilirkişi Bedir, raporunda şunlara yer verdi: "Dava konusu taşınmaz alanda yüz ölçümü 48.978,35 m2 olarak tespit edilen bir tatlı su gölü bulunmaktadır. Taşınmaz içerisinde sahil bandında yer alan göl Amanos dağlarından gelen yer altı suyu ve akiferden beslenmektedir. Söz konusu besleyici akifer göle kaynaklık ettiği gibi sürekli tatlı su da bulundurmaktadır. Gölün, çeşitli türde balık, kurbağa, kaplumbağa, su kuşu gibi çeşitli hayvanlara habibat sağladığı tespit edilmiştir. Yukarıda belirtilen akifer ve gölün, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğindeki İçme ve Kullanma Suyu, İçme ve Kullanma Suyu Rezervuarı, Yeraltı Suları tanımlarına uygun kaynaklar oldukları değerlendirilmektedir. Tanımlanan sulak alanın etrafında yayvan ve iğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlık alan tespit edilmiştir. Bu alanda bulunan toprağın yüzeyde tipik humuslu orman toprağı olduğu tespit edilmiştir. Dava konusu 633 parsel nolu taşınmaz batısında yapılan tetkik, inceleme ve keşif neticesinde arazinin esas olarak orman toprağı niteliğinde olduğu, içinde kullanma suyu olmaya elverişli ve doğal hayat barındıran bir göl bulunduğu, gölü besleyen yer altı tatlı su kaynağının olduğu, arazi eğiminin yüzde 13-15 olduğu, arazinin kısmen orman ile örtülü bulunduğu kısmen sazlık-bataklık-göl alanı olduğu tespit edilmiştir..."


Jeoloji mühendisi: Sanayi deprem bölgesine tesis edilemez


İskenderun 1. Organize Sanayi Bölgesi, deniz, demiryolu-karayolu ve İSDEMİR ile çevrili alanın jelojik ve jeoteknik etütlerde 'önemli alan' olduğunu ifade eden Uğur Bedir, "Bir ülke ekonomisinin can damarı olan sanayii tesislerinin, böylesi birinci derece deprem bölgesinde ve riskli alanlara tesis edilmemesi ülke menfaatindedir" vurgusunda bulundu.


'Arazi orman toprağı niteliğinde'


Dava konusu bölgede yapılan tetkik, inceleme ve keşif sonucunda, arazinin esas olarak orman toprağı niteliğinde olduğu anlatan bilirkişi Bedir, mahkemeye sunduğu raporunda şunları ifade etti: "... içinde kullanma suyu olmaya elverişli ve doğal hayat barındıran bir göl bulunduğu, gölü besleyen yer altı tatlı su kaynağının olduğu, arazi eğiminin yüzde 13-15 olduğu, arazinin kısmen orman ile örtülü bulunduğu kısmen sazlık -bataklık- göl alanı olduğu tespit edilmiştir. Dava konusu taşınmazda yer altı su seviyesinin 3.00-4.00 m arasında olduğu tespit edilmiştir. Yapılması planlanan 2. Organize Sanayi Bölgesi için yer altı suyu drenajları kesinlikle yapılmalıdır. Yapılması planlanan 2. Organize Sanayi Bölgesi için 1. Derece Deprem Bölgesinde yer alan zeminde ıslah çalışmaları kesinlikle yapılmalıdır. Yer altı su drenajları kesinlikle yapılmalıdır. Dava konusu 633 parsel nolu taşınmaz alanın kısmen orman örtüsü içerdiği, kısmen de sazlık -bataklık- göl alanı olduğu yüzeyde tatlı su yer altı ve yer üstü kaynağı ve orman niteliğindeki toprağı nedeniyle yürürlükteki mevzuat çerçevesinde korunmaya değer olduğu tespit edilmiştir."


Mahkeme 'devam' dedi


İskenderun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi ise, temyiz yolu açık olmak üzere verdiği kararda, İSDEMİR'in, OSB yapımının durdurulması ve bölgenin tapuda kendilerinin üzerine tescil edilmesi istemini red etti. Mahkeme, daha önce verilen ihtiyat-i tedbir kararını da kaldırdı.


(iskenderunses)


Gönderen İskenderun Haber Sitesi
http://www.iskenderunum.com

Bu Hikayenin URL'i:
http://www.iskenderunum.com/modules.php?name=News&op=NEArticle&sid=354