İktidar, 1 Mayıs gösterilerini şiddete boğan tutumunu savunmaya devam ediyor. İstambul'u adeta zındana çevirenlerin savunulacak bir yanı kalmadığı halde, başta Başbakan olmak üzere, tüm yetkililer, şaşkınlık yaratacak şekilde, polisin yasa ve insanlık dışı fiillerini savunur oldular.
İtiraf etmeliyim beni en çok şaşırtan Kültür Bakanı Ertuğrul Günay'ın açıklaması oldu. Dönenlerin diyarında işler böyle yürüyormuş. Emek harcanmadan elde edilmiş niymetlerin bedelini böyle ödüyor. Allah yardımcısı olsun.
Başbakanın bugünkü grup konuşmasına bakılırsa, polis sevgisi tavan yapmış. Daha on gün önce, polislerin zam taleplerine kulaklarını tıkıyordu. Ne hikmetse 1 Mayıs sonrasında kanunları ihlal eden, insanlıktan çıkan ve güdülenmiş robot misali saldırganlaşan üniformalı zorbalar kıymete bindi. Faşist iktidarların, üniformalı koruyucularına övgüler dizilmesi gibi bir geleneği vardır. Başbakanın da faşist damarı mı kabardı; yoksa partisi hakkında açılan kapatma davasına olan öfkesini emekçilerden mi çıkarmak istedi bilinmez ama, bu açıklamaların hiç yakışmadığı aşikardır. Demokratik bir söylemle, kendisine ve partisine yönelen eleştirilerden sıyrılma çabasının aslında koca bir yalan olduğu bu açıklamalarla bir kez daha ortaya çıktı.
1 Mayıs gösterileri sonrasında, anlaşıldı ki; AKP iktidarı emekçileri değil, sermayenin temsilini yapıyor. Sermeyenin siyasal aktörleri kararlarını harfiyen uygulayacak kuklalara ihtiyaç duyarlar. 1 Mayıs'ta yaşananlar, ipleri iktidarın elinde olan kuklaların marifetidir.
Bu yüzden patronların emrinde olan tüm iktidarlar gibi AKP de , polis sevdası içinde yanıyor ve devlet terörünün tetikçilerine övgüler düzüyorlar. Aslında son yıllarda polis teşkilatındaki kadrolaşma semeresini vermiştir dersek haksızlık yapmış olmam. Orantılı bir zekaya sahip olmayan pala bıyıklı kasaba şerifinin önderliğinde, yakın tarihin insanlık adına en utanç verici 1 Mayıs'ını hepimize yaşattılar.
Herkese geçmiş olsun.